5 Eylül 2010 Pazar

Aşk mı arıyorsunuz? Ben aramıyorum. Çünkü yerini biliyorum.

Aşk mı arıyorsunuz? Ben aramıyorum. Çünkü yerini biliyorum.

Bazen düşünüyorum neden tüm bu yazıları yazdığımı... İnsanların benim hissettiklerimi bilmesini mi istiyorum? Sıkıntılı olduğum anda benim sıkıntıma ortak olmalarını mı? Kesinlikler hayır... Tersine bazen bunları buraya yazmaktan bile utanıyorum. Sanki ihanet ediyorum gibi geliyor hissetiklerime... Onların üstünden nemalanıyormuşum gibi... Belki de bu utançtan kurtulmak için insanların tepkilerine çok sert çıkıyorum bu konularda..

Geçenlerde hikayeden aşk konusunda bir şeyler yazdım kafamda.

Acaba düşünüyor mu beni?
Gözleri ufka daldığında ve bir şeylerin eksikliğini duyduğunda aklına ben geliyor muyumdur?
Canı yandığı zamanlarda "keşke o olsaydı şimdi yanımda" diyor mudur beni düşünerek?
Mutlu olduğu bir anda bir an durup bensiz de mutlu olabildiğini farkederek utanıyor mudur bir nebze?
Ona "seni seviyorum" dediklerinde burkuluyor mudur kalbi, benim de onu sevdiğimi düşünerek?
Hüngür hüngür ağlayarak ıslatmış mıdır bir başkasının omuzunu?
Bakıyor mudur bir başkasının gözlerinin içine gülümseyerek?

Bunları düşündüğüm bir insan yok. Çok yoğun şeyler hissettiğim kızlar oldu ama asla bunlara "aşk" ismini vermedim. Sadece insanların yaşadığı şeylerin, hissettiklerinin kendi içlerinde olduğunu anlamalarını istiyorum. Kendi algımız,duygularımız sınırlarında yaşıyoruz. Kuralları kendimiz koyuyoruz. Ne yaşıyorsak,ne hissediyorsak ve bunları nasıl isimlendiriyorsak bunu kendimiz yapıyoruz. Ama tanımlama kısmında sıkıntı var. Diğer insanların yaşadıklarını, bize dayattıklarınıi onların "iyi ve yaşanması gerek" olarak lanse ettiklerini kendi içimizde yaşamaya çalışıyoruz. Yukardaki cümleleri çok rahat yazdım. Kendimi böyle bir şeyin içinde olmam durumunda ne hissederdime şartladım ve düşündüm... Bir yalan değildi... Sadece bir hayal. Ve benim hayallerim bir çoklarının yaşadığını sandığı gerçeklerden çok daha gerçektir.

Eminim tüketim meraklısı arkadaşlar benim bir hayal dünyası içinde kendimi kandırdığımı falan söyleyeceklerdir. Bu bir tercih meselesiydi ve ben tekrarını defalarca izlediğim bu kadın-erkek ilişkileri oyununda klasik bir rol alarak içimdeki bu güzellikleri tüketmektense beklemeyi ve o sevdiğim kaderimdeki şeye layık olmayı tercih ettim. Bu benim mükemmel bir şeyleri beklediğim falan anlamına gelmiyor. Sadece olduğum kişi olmamla alakalı. Toplum beni bu konuda biçimlendiremedi. Bu benim en sağlam durduğum noktadır.
11/3/2007 Saat:03:54

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder