5 Eylül 2010 Pazar

Bugün işten çıktım...

..eve geldim. Kapıyı çaldım. İçerden bizim ufaklığın sesi geldi:
"Babam geldi!
Babam geldi!"
Kapıyı zorla açtı. Bacaklarıma sarıldı.Karşımda Zeynep hafifçe tebessüm ediyordu."Hoş geldin" dedi. Elimdeki ekmeği elimden aldı. "Nasılsın?" diye sordum. "Harikayım" dedi. Ben de ayakkabımı çıkartıp ufaklığı kucağıma aldım. Bir süre ne yemek var diye mutfağı kolaçan ettim. Üstümü çıkartmak istiyordum ama ufaklığın buna tahammül edeceği yoktu. Beni parmağımdan tutarak oyuncaklarının yanına götürdü. Legolarıyla bir şeyler yapmak istiyordu. Benim düzgün yaptıklarımı sevmiyordu. Bozuyordu..15-20 dk kadar ufaklıkla eğlendikten sonra üzerimi değiştim ve yemeğin TVnin karşısına oturdum.5 dk geçmeden Zeynep'in sesi geldi."Mustafa yemek hazır." Yemekte dolma vardı. Laf aramızda annemin yaptığı gibi olması imkansız olsa da güzeldi dolma.Yanında cacık da vardı. Aslında cacık işini genelde ben hallederdim ama bu sefer onu da sattım hanımın üstüne. Ufaklıkla yemek yemek tam bir sinir harbi.Onun için y.emek ortamı bir masa etrafında ailenin tamamının birbiri ile karşılıklı oturduğu ve eğlendiği bir tören. Yemeğini yemek, en son önceliği. Bana veriyormuş gibi yapıp kendi yer bazen. Ben de kızıyormuş, bozuluyormuş gibi yaparım. Daha bir keyiflenir.Zeynep'le ufaklık içeri geçti. Ben sofrayı topladım ve bulaşıkları makineye yerleştirdim. Yemeğe oturmadan önce ısıttığımız su ile çayı demledim. TVyi karıştırdım bir şey olmayınca elime bir kitap aldım. Çayımı içerken kitabımı okuyordum. Zeynep'in benim çayımdan son yudum almamı takip etmesi ayrı bir keyifti. Ben bazen onu yormak istemediğim için kendim almak isterdim çayımı. Ama o bunu bildiği için kendi çay içme hızını benimkine uydurarak aynı anda bitirir ve"benimki de bitti zaten" derdi. Edep bu olsa gerek.Ufaklığın canı sıkılmış olacak, bir süre sonra beni parmağımdan yakaladı ve yine legoların başına oturttu. Henüz 3 yaşını doldurana kadar konuşmadı. Bence ne kadar uzarsa o kadar iyi konuşmaması. Duygusal zekası gelişir. Anlatmak istediklerini jest ve mimikleri ile ifade etme gücü gelişir... Bana gülümsemesini seviyorum. Varolma sebebi aramıyorum bu yüzden artık.

Gece saat 12yi geçiyor... Hava soğuk. Yine de pencereyi açıyorum. Derin bir nefes alıyorum ve ayı arıyorum.Gökyüzüne bakmak bana huzur veriyor. İletişime geçtiğimi hissediyorum.Tanrı'nın yukarda olarak algılanmasının sebebi sanırım gökyüzünün muhteşemliği.

Monoton bir gün daha mı dersiniz? Bilmem... Ben bu hayattan zaten hiç bir zaman çok şey beklemedim.Hayalim buydu ve yaşıyorum. Hislerim güzel olan şey. Evladımın yüzüme bakışı ve kendisini bana adaması güzel olan şey. Eşimin ben eve girince gördüğüm yüz ifadesi güzel olan şey. Olmak istediğim yerde ve yaşamak istediğim zamandayım. Ötesi yok.


Bugün işten çıktım ve bekar evime giderken bunları hayal ettim. Ve benim hayal edip de kavuşamadığım bir şey hiç olmadı.. 8/2/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder