10 Eylül 2010 Cuma

Don Kişot gibi her şeye meydan okuyarak yaşar, kaderime râm olur

Bir anda içinde bir boşluk oluşur. Ama doğa boşluk kabul etmez ve rahatsızlık yaratır. Bu boşluğu doldurmakta ilk aklına gelen belki de sana ilk öğretilendir. Senden beklenilendir. Senden beklendiği gibi yaşamak kolay olan ve risk barındırmayan bir yöntemdir. İnsanların yalan ilgileri ve sevgileri ile o boşluğu doldurursun. Elde etmeyi arzuladığın şeyler elde etmesi gerekli şeyler değildir esasında. Gerçek ihtiyaçların tatmin edilmesi gerçek bir haz yaratırmış. Eğer hala içindeki boşluk dolmadıysa arzuladığını düşündüğün şeyleri gözden geçir. Bir kısır döngü içinde yaşanan hayatlar kendilerinden pek bir emindir. Bu kısır döngüden çıkan birisini görmek onlar için zulümdur. Yaşadıkları anlamsızlıklarında dışında da bir hayat olduğunun hatırlatılması hiç de hoşlarına gitmez. Herkes kendileri gibi olmalıdır. Üzüldükleri şeyler, arzuladıkları şeyler aynı olmalıdır. Ölesiye önem verdikleri bir konuyu umursamayan birini görünce onu en ağır biçimde yargılarlar. Bunun asıl sebebi önem verdikleri şeye olan bağlıklarının zayıflığıdır. Her an yok olabilecek bir inanç sistemine sahip olmaları yüzünden bu konunun tartışmaya açılması büyük bir zulümdur onlar için. Kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri ama esasında toplumsal bir dayatma ile ortaya çıkmış, sorgulanmadan kabul edilmiş değer yargılarına bağlılıklar ise sadece bir teselliden ibarettir. Günlük hayatın hemen her aşamasında ihanet ettikleri bu alıntı değer yargılarına bile sahip çıkamamaları esasında bir acziyetin ve kısır döngünün en açık delilidir. Ahlak denilen şey öylesine muğlak hale gelmiştir ki herkes birbirinde gördüğü davranış biçimlerini "ahlak" olarak tanımlamış ve gözle görülen her şeyi normalize eden her insan gibi kendisine bunu "herkes böyle" diyerek açıklamıştır. Bir hikaye vardı tam olarak hatırlamadığım. Dereye düşmüş insanlar derenin akışına kendilerini bırakmış yüzüyorlardı. İçlerinden bir kişi ilerisinin çağlayan olduğunu görmüş ve "durun geri yüzün.İlerisi uçurum!!!" diye bağırarak geriye doğru yüzemeye başlamıştır. Bunu gören diğerleri "deliye bak akıntıya ters biçimde yüzüyor" diyerek serin suların tadını çıkartmaya devam etmişler.Don Kişot'u Yel değirmenlerine karşı savaşan başına güneş geçmiş bir deli olarak mı tanıyorsunuz?

Ben bu hayatı Don Kişot gibi her şeye meydan okuyarak yaşar, kaderime râm olurum. 2/5/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder