10 Eylül 2010 Cuma

Equilibrium (2002)

img514/4268/equilibriumver2lg6.jpg

Bu film hissi anlatmaktadır.

Temel felsefi bir soru var burada. İnsan neden varolmalı? Hisleri attığımızda sadece "varolmak için varolmak" gibi bir yanıtla karşı karşıya kalıyoruz. Hep bir amaç sorgulaması yaparız. Bunu farkında olarak yapanlar düşünürler olarak tanımlansa da günlük hayatın akışı içinde kaybolmuş bile olsa her insanda bu sorgulama vardır. Yeşil mi yoksa mavi mi tişört alayım kararını veren insan bile bu kararını kâh kendini diğer insanların gözünden değerlendirerek yakışıp yakışmayacağına karar verir, kâh iş yerinden daha fazla itibar görmek isteyen bir kişin aksi durumda içi içini kemirir. Amaç tanımlamaları küçük eylemlerde farkında olunmadan yapılır. Filmde söylendiği gibi hissetmek bir amaç olabilir mi? Bence olamaz. Çünkü bu bir oluş biçimidir. Zaten vardır ve bunu filmdeki gibi ilaçla yok edemezsiniz. Sevmek bir amaç olamaz. Amaç olsaydı istediğimizi sever istediğimizden nefret ederdik. Ama hislerimize hâkim olamadığımız bence çok açıktır. Çünkü hisler mantıktan ayrıdır ve tamamen kontrol dışıdır. İnsanoğlunun anlaşılmaz oluşunun sebebi de budur zaten. İnsanın hisleri bu hayatı "kötüye" ve acıya götürecekse bunun önünde durmaya çalışmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Biz buyuz işte... İnsanın asıl acısının kaynağının bu anlaşılmaz hisler ile mantığın bir türlü uyuşmaması olduğunu düşünmüşümdür hep. Bir şarkı dinlersiniz ve hüzünlenirsiniz. Ya da mutlu olursunuz. Bu içten gelen sizin karar veremediğiniz bir şeydir. Sizin karar verebileceğiniz tek şey müziği açmak ya da açmamaktır.

Film insanlardaki hislerin tamamen yok edilmesi durumunda insanlığın barışa ulaşacağını savunan bir grubun kontrolü ele alışını anlatıyor. Madem insan olmak acıyı beraberinde getiriyor o halde bizi insan yapan en temel öğeyi yok edelim ve barış içinde yaşayalım... Böyle söyleyince savaşlar sanki daha bir güzel görünüyor insanın gözüne... Hallaç-ı Mansur "Neden bu hayat kötü ve acı" sorusuna cevap ararken bir tanesi "bu şeyler sana göre acı ve kötü. Asılılarının ne olduğuna bütün bunlar bittiğinde karar vermek lazım" denmiş ya... O hesap biraz da...

Öyle bir varlığız ki hem kendimize acı çektiriyoruz hem de “neden böyle?” diye soruyoruz. Tedavi edilmesi gereken hastalar mıyız acaba? Bilerek mi eksik yaratıldık ki acı çekelim?

Özgürlük sadece hislerde varolan bir şeydir savımın kesin kanıtıdır bu film. Hisler olmasaydı hiçbir şeyin anlamı olmayacağı gibi özgür olmanın hiçbir anlamı olmazdı.
29/7/2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder