10 Eylül 2010 Cuma

Friends



Gülmekten gözünüzden yaş gelir mi? Bu diziyi ben böyle izliyorum. İlk keşfettiğimde Türkçe altyazısı bile yoktu. İngilizce altyazı ile izlemiştim. Hem de öyle severek izledim ki, 10 sezonda oynayan toplam 250 bölümü 2 ay gibi kısa bir sürede bitirdim. Babam sık sık odaya girip "ne gülüyorsun oğlum kendi kendine deli gibi? Ne o izlediğin? Bir şey anlıyor musun şimdi sen ondan?" diye sorardı... Kahkahalarım diğer odaya gidermiş sürekli... Hatta bir dönem bu dizide anlatılan ideal hayat, harika arkadaşlıklar ve düzeyli iletişimler beni derin düşünmeye sevketmişti. Yani basit bir dizi. Asla hayata dair sorgulamalar falan yok. Yağı alınmış bir yaşam. Çok kötü olaylar ve kişiler yok. İnsanın bugünü sorgulamasına, yaşadığı hayatı beğenmemesine ne yol açar biliyor musunuz? Daha iyi olabilme ihtimali...Bu dizi de bunu anlatıyor. Phoebe benim en sevdiğim karakter... Öylesine özgün, öylesine kendine has ki, dünya umurunda değil. Kendisi ile dalga geçebilen, insanlara acı gerçekleri gülerek söyleyebilen birisi... İyi niyetini öylesine kanıtlamış ki, ona kızmak imkansız... En çok sevdiğim ikinci karakter Chandler... Kaybetmeye mahkum tiplerden gibi görünüyor. Ama bence iç dünyası en zengin karakter o. Oldukça farklı bir espri yeteneğine sahip.

Bugün 4 bölüm falan izledim. En güzel bölümleri 4. sezonda sanırım. İnanır mısınız, gülmekten yere düşüyordum. Şu an bunu yazarken bile yüzümde kocaman bir gülümseme var çünkü Phoebe'nin Tvyi gözleri ile açma kapama sahnesi aklıma geldi...

Bir yandan da ne acı... Böylesi bir hayat yaşanmıyor ve yaşanmayacak. Sadece bu dizide çizilen tablodaki gibi küçük küçük örnekleri kendi hayatımızda çekip çıkartacağız. Sizi bilmem ama ben bu gücü kendimde görüyorum. 02:18
22/3/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder