10 Eylül 2010 Cuma

Good Will Hunting (1997)

» Good Will Hunting (1997)


Genre: Drama
Tagline: Some people can never believe in themselves, until someone believes in them.
Plot Outline: Will Hunting, a janitor at MIT, has a gift for mathematics which is discovered, and a psychologist tries to help him with his gift and the rest of his life.
User Rating: 7.9/10 (85,036 votes)
Runtime: 126 min
Awards: Won 2 Oscars. Another 16 wins & 34 nominations
Cast (first 5): Robin Williams, Matt Damon, Ben Affleck,Stellan Skarsgård, Minnie Driver

IMDB: http://imdb.com/title/tt0119217/

Aşağıda bahsettiğim sahne.


Çok sevdiğim bir filmdir. Ben bir cümle ile özetlemeyi severim. Bu film zekanın iflasını göstermektedir. Zekanın yetersizliğini ve fark yaratan asıl şeyin zeka olmadığının görsel olarak sunumudur. Filmin benim için kopma noktası birlikte bir parkta kuğuları seyrederken Dr Sean Maguire'ın konuşmasıdır. Bu konuşma öncesi Dr Sean Maguire il Will'in ilk karşılaşmasında Will Doktoru perişan etmişti.

"Önceki gün resmim hakkında söylediklerini düşündüm.Bütün gece bunu düşündüm.Sonra anladım.Ondan sonra güzel bir uykuya dalıp,seni hiç düşünmedim.
- Ne anladım biliyor musun?
- Hayır.
Sen sadece bir çocuksun. Ne konuştuğunu bile bilmiyorsun.
- Teşekkür ederim.
- Bir şey değil.Boston'dan hiç çıkmadın.
-Hayır.
Sana sanat soracak olsam bana okuduğun kitapları satmaya kalkacaksın.Michelangelo.Hakkında çok şey biliyor musun?Çalışmalarını, politik etkilerini,papayla ilişkilerini cinsel tercihini, bütün çalışmalarını söylersin.
Ama Sistine Kilisesi'nin kokusunu söyleyemezsin. Çünkü oraya gerçekten gidip o güzel tavana bakmadın. Görmedin. Sana kadınları sorsam neleri sevdiğin hakkında bir sürü şey sayarsın. Belki bir iki kere yatmışsındır da.Ama bir kadının yanında uyanmanın ve mutlu olmanın ne olduğunu söyleyemezsin. Zorlu bir çocuksun. Sana savaşı sorsam Sheakspeare'den bahsedersin, değil mi? Bir kere daha yaklaşıyoruz dostlar. Ama hiç savaş görmedin. En yakın dostunun kafası kucağında son nefesini verirken sana nasıl baktığını görmedin. Sana aşkı sorsam sonelerden alıntı yapacaksın. Ama bir kadının karşısında hiç tamamen savunmasız kalmadın. Sana gözleriyle hükmedecek birini görmedin. Tanrının seni cehennemden kurtarması için indirdiği melek olduğunu düşünmedin. Onun meleği olmak nasıl bir şey bunu da bilmiyorsun. Bir aşkı sonsuza dek paylaşmayı. Her şeye rağmen. Kansere rağmen. Bir hastane odasında iki ay boyunca elini tutarak sabahlamak ne demek bilmiyorsun.Doktorun gözlerine baktığında “Ziyaret saatleri” kuralının anlamsız olduğunu görmesi ne demek bilmiyorsun.Gerçek kayıp ne bilmiyorsun. Çünkü hiçbir şeyi kendinden daha fazla sevmedin.Birini bu kadar sevmeye bile cesaret edememişsindir.Sana bakınca kendine güvenen bir entelektüel görmüyorum.Ürkek bir velet görüyorum.Ama sen bir dahisin. Bunu kimse inkar edemez.Kimse senin derinliklerini anlayamaz.Sırf bir resmimi gördün diye hakkımda her şeyi bildiğini sanıyorsun.Hayatımı yorumladın.yetimsin değil mi? Sırf Oliver Twist'i okudum diye hayatının ilk dönemlerinde neler hissettiğini anlayabilir miyim? Bu seni anlatır mı?Şahsen umurumda bile değilsin.Senden bir şey öğrenemem.Sen kim olduğunu anlatmak istemezsen sırf kitap okudum diye seni anlayamam.Anlatırsan ben varım. Ama sen istiyor musun?Söyleyebileceklerinden korkuyorsun. Sıra sende şef."


Ben hep kendime ve etrafıma bunu söyledim. Eğer Tanrıya inanıyorsanız ilahi adalete de inanmak zorundasınız. Ve tüm insanları bu hayat karşısında eşit kılacak bir şeyler aradım. Maddi tüm kıstaslar bunu sağlamakta yetersizdi. Bir tarafta zenginler bir tarafta açlar. Bir tarafta sorunsuz güzel insanlar bir tarafta kör, sağır veya felç insanlar. Bütün bunları hayat karşısında nasıl eşit kılabilirdik ki? Dinsel açılımlar beni tatmin etmedi küçükken. Ben Allah'ın adaletine inanıyordum ve bu çıkış noktası ile bir açıklama aradım. Ve kendimce buldum. Tüm insanları bu hayat önünde eşit kılan şey hislerdi. Bir felçin de, körün de, zenginin de yaşayabileceği hisler. Bu film bunu anlatıyor bence. Film tamamen buna odaklansa 2. bir Ölü Ozanlar derneği ile karşılaşabilirdik. Ama onlar senaryoyu çeşitlendirmeyi tercih etmişler. Ama benim için o sahne çok özeldir. Hem oyunculuk anlamında hem mana anlamında...
18/5/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder