10 Eylül 2010 Cuma

Kafam Kazan Gibi

15 gün sürer mi bir hastalık? Dün gece 3'te kalktım uyuyamadım.Bir şeyler içeyim dedim boğazım için, yere düşüyordum başımın dönmesinden ve halsizlikten. Ölücüm mü ne? Ölürsem insanlar üzülür mü acaba? Üzülüp üzülmemelerinin bir önemi var mı ki benim için? İnsanların hakkında ne düşündüğünü umursamamak imkansız gibi bir şey sanırım. Bunların farklı sebepleri olabilir. Toplum denilen şey acayip bir şey. Hem insanlar tarafından yaratılıyor hem de insanları yaratıyor. Sevilmek, değer görmek, anlaşılmak bizim hayatımızda hareketlerimizi belireyen en güçlü şeyler. Bunlar tamamen zararlı ve kurtulunması gereken şeyler mi konusu tartışılır.Hastalanınca beynimde yaşadığım hayat ile günlük hayatım birbirine karışıyor.
"Bu hayatı nasıl yaşamalı?" sorusuna bir türlü tatmin edici bir cevap veremiyorum. Kendimi fakirlere ve düşkünlere mi adamalıyım? Dünyanın sorunlarına daha mı duyarlı olmalıyım? İçimde olan ve çözülemeyeceğinden artık emin olduğum o şeyin peşinden koşmak yerine bir açı doyurmanın, olumsuz tavırda bulunan bir insanı hoş görmenin mutluluğuna ve huzuruna mı varmalıyım? Çok büyük ve yüce şeyler istemekten, bunları algılamaya çalışmaktansa günlük hayatın acılarına ve kederlerine bir çözüm üretme yolunu mu bulmalıyım kendimce? Bilemiyorum... Bana sadece vicdani rahatlamayı getirecek, kendime "bunları da yaptım" dedirtecek şeyler gibi geliyor bana. Ama diğer taraftan belki de bu hayatta yapılabilecek gerçekten güzel olan tek şey bunlar. Ölüm denilen şey her şeyi silen bir şey. İnsanların "şu an neden ölmeyeyim?" sorusuna vereceği cevaplar merak konusu.. 9/4/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder