5 Eylül 2010 Pazar

Karanlık

Bu hayatta kötü insanlar var. Şeytan denilen şey sadece tek bir varlık değil. Bazı insanların suratlarında, eylemlerinde, söz ve mimiklerinde bu şeytanı görüyorum. Etkilenmemek mümkün değil. Olumsuz enerjilerini üstünüze yayarlar. Ortak bir enerjiden besleniyoruz hepimiz. Onlar bu ortak enerjiyi kötülükleri ve iğrençlikleri ile olumsuz bir biçime sokmaya çalışıyorlar. Ne yaptıklarının, sonuçlarının her şeyin farkındalar. Kendileri bir şekilde iğrenç bir hayat yaşıyorlar. Geçmişleri ve şu anları o kadar karanlık ki, bu karanlıkları etraflarındaki ışıltıyı kapatıyor bazen. Bir söz, bir davranış… Bunu görüyorum… Görmezden gelmek imkânsız... Yalnızlık denilen şeyi büyük düşünürlerin neden tercih ettiği açık değil mi? Kaçışlarının ve bu iğrençliklere bulaşmaktansa dışardan görerek acısını hissetmenin nedeni açık değil mi? Kirlenmiş insanlar. Özleri tamamen karanlık… Tasavvufta insanların hamurunun sabah seherinde yoğrulduğu söylenir. Mevlana bunun sebebini soranlara “insanların yarısının karanlık, kâfir, bedbaht ve asi, yarısının da nurlu ve talihli olması için sabahleyin yarattı” demiştir. Bunu bir insanın yapısı için de alabilirsiniz, tüm insanlık için de… Tabiatı karanlık olanlarla hepimiz her gün karşılaşıyoruz. Şu an ki hayata baktığımızda karanlık kazanmış gibi görünse de ben son sözün söylenmediğini düşünüyorum. O zaman Necip Fazıl’ın deyimiyle;
“Bekleyin görecektir duranlar yürüyeni,
Bekleyin gelecektir sönmez pörsümez yeni” 3/2/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder