5 Eylül 2010 Pazar

Kaybedemem...Kaybedersem varolamam.


Ne kadar seviyorsun? Ne kadar acıya dayanabilirsin? Vazgeçmen gerekirse, özlem duyman gerekirse, alıştığın o şeyden uzaklaşman gerekirse ne yaparsın? Değer verdiğini düşündüğün, "asla onsuz olmaz" dediğin halde hayatına devam edebilir misin? Edersen kendine ve yaşadığın o ânlara ihanet etmiş olmaz mısın?Ağladığın dönemlerdeki o kutsal gözyaşların anlamını yitirir mi? Bir yalana mı dönüşür yaşadıkların? Hiç bitmeyecekmiş gibi göründüğü zamanları düşündükçe, o güzel ânları düşündükçe ızdırap çekmez misin? Ve gözyaşına neden olmaz mı yaşanmış güzel günler? Onsuz nefes almaya devam etmen bile her ân bir ihanetin şahidi olmaz mı? Hatanın kendinde olduğunu bilmenle birlikte, yaşanmış kötü bir şeyin telafisi olmayacağına olan o katı inancın yüzünden kendini affedemez misin? Kaderine olan teslimiyetin önünde bir engel midir? Ve senin kader anlayışın doğru mudur? Okuduğun kitapların artık sana tat vermemesinin sebebi açık değil mi? Elinde son kalan o şey, o titreme, o varoluş anı, o teslimiyet anı, o kendinden daha büyük bir şere râm olma ânını da kaybedersen senden geriye ne kalacak? Ukala bir lafazan mı? Tutanacak tek bir kalır mı onu da kaybedersen? Yüzleşmez misin o çetin soru ile? Ölmemek için ne gibi bir sebebin kalır ki elinde? Hiç bir şeyin asla o kaybedeceğin şeyin yerini almayacağını bile bile nasıl bir amaç uğruna yaşamaya devam edebilirsin ki?


Zehirlendim... Artık yediğim içtiğim sevdiğim özlediğim tat vermiyor. Yaşamaya devam ediyorum. Sonumu bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa, bu hayat güzel bir hayat...
5/3/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder