10 Eylül 2010 Cuma

Kelimelere sığmayacak bir hayat

Kelimelere sığmayacak bir hayat yaşamayı istedim.Ünlü olmayı ve insanların bana hayran olmasını arzulamadım hiç bir zaman. Sadece üzüldüm onlar için benim için önemli olan ve bu hayatı yaşanır kılacak tek şey olduğuna inandığım şeylere önem vermemeleri yüzünden.Hayatlarını mahvetmelerini izledim. Mutsuz ve huzursuz bir yaşam için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarına şahit oldum. Olmaya devam ediyorum. Onlar için üzülmeli miyim yoksa sadece kendi hayatımda bir şeyleri değiştirmeye devam edip yaşarak fark yaratmaya devam mı etmeliyim? İnsanların benlik duyguları çok güçlü. Bu bende de böyle. Tek farkım ben bunun farkındayım. Yeri geliyor bu duyguyu tatmin ediyorum yeri geliyor bastırıyorum. Sevilme arzusu ve değer görme arzusu beni de bazen yakıyor kavuruyor. Ama ben tutsak olmuyorum. Başka bir sebep ve dolayısıyla başka bir çözüm arıyorum bu duyguya... Biliyorum ki beni tatmin edeceğini düşündüğüm şeyler esasında bana tuzlu su içmiş hissi verecek. Bir anlık bir rahatlama sonra daha fazlasını isteme... Bir kız ile göz göze geldiğimde ben de ilgi bekliyorum bazen. Ama buna esir olmuyor, kendi içimdeki bir şeylere ezilmiyorum daha doğrusu ben kendimi ezmiyorum. Râm olmuyorum. Dik duruyorum... Müstehzi bir gülümseme ve vazgeçiş... Kolay olan mı dersin yoksa bir kaçış mı? Artık kendi hareketlerimi değerlendirirken bu tür tanımlamaları kullanmıyorum. Hep ne hissettiğimi düşünüyorum. Diyelim ki bir şey istedim. Bunun bana vereceği hazzı düşünüyorum. Sonrasını düşünüyorum. Elde etmemem durumundaki pozisyonumu düşünüyorum. Ve genelde önemi azalıyor. Sevilme arzumun kaynağına odaklanmak istiyorum. Esas noktayı kaçırmak istemiyorum. Bazı olumsuz durumlarda kendimi kötü hissettiğimde oluşabilecek en kötü senaryoyu düşünüyor ve kabul ediyorum. Diyorum ki "evet olsun". Bir de bakıyorum ne stres ne olumsuzluk... Kendimi dinlemeyi ve kendimi tedavi etmeyi öğrendim. Bu hayatın algılayabileceğim kadarını en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum. Eğer bir sınav söz konusu ise ben bu sınavda elimden geleni yapıyorum. Bunu kendim için yapıyorum. Ben varım. Benden başkası yok. Ben algıladığım için bu dünya, insanlar ve kainat var. Ben öldüğüm zaman bunların hepsi yok olacak. İşte bu yüzden insanın ölümü "küçük kıyamet" olarak adlandırılmıştır. Çünkü tüm her şeyin yansıdığı bir ayna yokolmuştur.(Yok da yok gerçi) 11/5/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder