5 Eylül 2010 Pazar

Mide Bulantısı...

Bazı zamanlarda hayat hakkında ahkam kesenlere rastlıyorum. Midem bulanıyor ve bir daha hiç bir şey yazmamaya yemin edesim geliyor. Onların yaşamadan bahsettikleri, allayıp pulladıkları karşısında sanki kendi yaşadıklarımın ve hissettiklerimin kirlendiğini düşünüyorum. Sonra kendimi sorguluyorum... Acaba dışardan bakan ahmakların farkı anlamayarak vereceği değeri mi önemsiyorum da böyle kızıyorum, yoksa o kişiye değil de, insanların ahmaklığına ve körlüğüne mi... Kelimelere inanmadığımı hep belirttim. Süslü kelimelerin ve cümlelerin aslında varolan değersizliği kapatmak yönünde gören bir göz önünde boşa uğraş olduğunu düşündüm. Aslında bunu yapan insanlara inanmamamın nedeni basit bir gerçeğe dayanıyor... Ortaya koydukları davranışlar, tepkiler, tutumlar vs... "Ben acı çekiyorum, fikir çilesi içindeyim" diyen birisine inanmam için o insanın kendi acısını ispata yeltenmemesi, başka insanlara acı verecek davranışlar içine girmemesi gerekir. Rolünü ne kadar iyi oynarsa oynasın bir kere düşen insan benim için yok olur. İnanmam... Mükemmeliyetçi miyim? Hayır. Sadece "temiz" kelimesine benim yüklediğim mana büyük.

Ya gerçekten yaşadıkların hakkında hissettiklerini yaz ya da hisettiklerini yaşamına aksettir. Hissetmeyi ümit ettiğin şeylerden bahsetme. Hele hele hissettiğini iddia ettiğin şeyleri yaşadığını ima eden cümleler kurma. Kim olmayı ümit ettiğin değil kim olduğun önemli. Yapmayı ümit ettiklerin değil, yaptıkların önemli. Kişi olarak midem bulandırıyor bu sahtekarlıklar. 7/1/2007

Ben buradayım. Hissettiğim gibi yaşama peşindeyim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder