10 Eylül 2010 Cuma

Nedir Bu Şimdi?

"…Üstelik, Tanrısal bir biçimde kendisiyle uğraşan ,kendi içine gömülmüş biri kulağının dibinde saat, gecenin bir vakti uyanıp sorar ya “Nedir bu şimdi?”…
"
Ahlakın Soykütüğü Üstüne - Friedrich Nietzsche


Bu kitabı okumadım. Sadece ilk sayfadaki bu cümleye kadar geldim ve çarpıldım… Öylesine kendimi buldum ki bu cümlede, bir adım daha öteye gidemedim. An an durup “Nedir bu şimdi?” diye soruyordum. Ama basit kelimelerle bu kadar net ifade edilmesi beni benden etti. Böylesi bir farkındalık haliyle yaşamak ne zor biliyor musunuz? İnsanların neden otomatik pilotta yaşadığını daha iyi anlıyorum. Ama benim için çok geç. Bir kez farkında olmaya ve düşünmeye başlayınca geri dönüşü olmuyor. İstemek denilen şey aslında bizim elimizde olan bir şey değil. Nefes almak gibi… Eğer bu hayatı yaşamak istiyorsan istemek zorundasın. Beklemek zorundasın. Ümit etmek zorundasın… Kendi açımdan düşünüyorum hep. Diğer insanlar çok da umurumda değil. Bir etki edebileceğime falan inanmıyorum. Hayallerim beni bu hale getirdi aslında. Mesela öylesine harika bir sevgili hayali kurdum ki, ve ona layık biçimde yaşadım ki, aşık olmadım. Hem de insaların “sen hayal dünyasında yaşıyorsun” demelerini önemsemeden. Yapamadığımdan değil tercih etmediğimden bu şekilde yaşadım. Güzel bir kız hayal etmedim. Ben bir bakış aradım. Bir olay değil bir an aradım. Beni var eden, karşının var olduğu bir an. Bu yüzden sevdim sinemayı. Yalan da olsa mana bir mana yükleme şansı verdi görsel olarak. Bekledim… Ümit ettim. Hayalimin kutsiyeti yaşamıma yön verdi. Ama biliyorum ki, kendi içimde yaşattıklarımla normal hayatta yaşananlar aynı olmuyor. Bir ara “acaba bu kadar güzel hayal kurmasa mıydım” diye düşündüm. Bu noktada bir üst boyuta geçtim ve inancım devreye girdi...(Her şeyi sıfırlayan ölüm olmasa nasıl yaşardık merak konusu... Büyük ihtimal vahşi bir şekilde birbirimizi ve kendimizi parçalardık.)

O kadar düşünüyorum hayat hakkında. Düşündüklerimi kitaplarda görüyorum ve seviniyorum. Hissettiklerimi 100 yıl önceden yaşamış insanlarla paylaştığımı görüyorum. Benim için ölesiye önemli konuları bir kahve muhabbeti edasıyla gözlerde hiçbir mana ışığı görmeden “gerçek” insanlarla konuşmaktan da bıktım. Zaten çok yaptığım bir şey değildi ama insan duramıyor işte ne yapalım? Her gün gülüyor eğleniyorum. Bunları yapay bir biçimde de yapmıyorum. Ama önemsemiyorum… Olmasa da olur diyorum. Asıl önemsediklerimin yanında ne kadar yüzeysel şeyler olduğunu görüyorum. İnsanların “gerçek” dedikleri şeyler ne komik. Önlerine konulan hayatı düşünmeden birbirlerinden kopyalayarak yaşıyorlar ve buna “gerçek” diyorlar. Bedenden ve akıldan ibaret olduklarına inanmışlar. Hayal ve duygu sadece kadın isimleri onlar için…


Duruyorum ve “Nedir bu şimdi?” diye soruyorum. Cevap yok17/7/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder