10 Eylül 2010 Cuma

Ölümü istemek değil benimkisi...

Hayata dair edilen bir sözün ne kadar anlamlı olduğunu nasıl anlarsınız? Ben hayata dair bir söz söyleyen kişinin sözünün ölmeden önceki son sözü olup olmayacağını düşünürüm.

"Hayat anlamsız olduğu anlarda bile güzel..."


tık... Adam gitti...

"Eğer bana öldükten sonra sorarlarsa yaşadığn hayattan razı mısın? diye... Tüm her şeyimle inanarak "EVET!" derdim"

...tık...Adam yine gitti...

Ölümü istemeye hakkım var mı yok mu bilemiyorum. Aslını istersen bu da umurumda olmayan şeylerden... İstemek benim elimde olan bir şey olsa bunun üzerinde düşünebilir ve bir şeyler yapabilrdim. Ancak bu doğal bir gelişimin sonucu.Anlamadığım biçimde içimden geçen şeyleri mantığımla yorumlayarak sınırlandırmamayı yeğlerim.Zaten bunu da yapamam. Sadece yalan söylemiş olurum. Ölümü istiyorum demiyorum. Anlamadığım bir şeyi isteyemem ama bu anlamsızlığın karşısında bitmesini dilemekten başka bir şey de yapamıyorum. Şu an anlaşılmak zerre kadar umrumda değil. Karşımda beni anlayan veya anlamasa bile dinleyen bir insan olup olmaması da öyle... Benim buraya yazdığım yazıları okuyanların beni düşünmesini ve anlamasını hakkımda hüküm vermesini ya da beni değerli bulmasını istemiyorum beklemiyorum... Kendisine baksın herkes. Kendi cevaplarını versin. Hiç bir insan anlaşılmayacak. Bunu kendi adımıza beklemememiz gerektiği gibi başkalarını anladığımızı da iddia etmemeliyiz. Yani bunun ne anlamı var ki? Bence hiç bir anlamı yok. Biri tarafından anlaşıldığınızı düşündüğünüz anları düşünün. Ne oldu? kocaman bir çikolata yiyerek mutluluk hormonunun salgılanmasından ne kadar farklı oldu yaşadığınız olumlu hava? Kötü bir anlatımla belirtmek istediğim şey hayatımızın bütününü kapsayacak bir anlaşılma olayı asla mümkün olmayacak. ister bizden daha güçlü, bilge, anlamlı olsun isterse bize tabi biri olsun. Farketmez... Anlaşılmak asla mümkün olmayacak. Bunun en büyük kanıtı bence insanoğlunun bir şeyleri başarma çabasının yokolmaması. Sürekli olarak kendini ortaya koyma varolma çabasının yokolmaması... Bizi yorumlayan diğer insanlar olmasa varolma arzusu diye bir şey olmazdı gibi geliyor. Bu yüzden varoluş kaygısının diğer insanların algısı yok sayılayarak açıklanamayacağını düşünüyorum. Yani "bir şeyleri başarma arzun diğer insanlar için olmasın kendin için olsun. " türünden söylemler her ne kadar bir aşamada doğru gözükse de ulaşılan sonuç açısından bir anlam ifade etmiyor. Diğer insanların gözünden yaşanan bir hayat varolmasa ne peygamberler olurdu ne de lider diye bir şey...Bunu da şimdi uydurdum. Belki de yanlıştır. Gecenin 5inde üzerinde pek düşünesim yok. En fazla çarpılırım :p Havanda su dövdüğünü bile bile düşünmek, konuşmak, yazmak ne ilginç... İnsanoğlunun mahkum edildiği akıl ne ilginç bir şey. Sanki bize ait bize benlik veren tek şey gibi görünüyor ama düşünmeden durmak mümkün olmadığı için özgür olmadığımız sonucu çıkıyor. Buraya bir şeyler karalamak istedim. Kendi içimdeki kendime anlatmam gereken bir şeyler var galiba. 14/12/2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder