5 Eylül 2010 Pazar

Özlemek üstüne

Sanırım alışkanlık denilen şey düşündüğümüzden çok daha güçlü bir şey. Öyle ki bize kötü olan bir şeyi bile zamanla güzel gösterebiliyor. Belki de daha da kötüsü iyi ve güzel olan bir şeyi de sıradanmış gibi gösterebiliyor. İnsanoğlunun doymakbilmezliğini de bu denklem içine katmalıyız. Çünkü iyi olan bir şeye alışmak ile bunun bize yetmemesi bir birini besleyen şeyler.Farklılık arayışlarını biliriz hepimiz.Monotonluk denilen şey insanı boğabilir. Peki nedir çözüm? Paraşütle uçaktan atlamak, sörf yapmak, dağa tırmanmak,Mısır Piramitlerini görmeye gitmek...Hala aklıma geldikçe gülerim. İşsiz olduğum günler izlediğim bir kadın programında Atilla TAŞ şarkıcı olmadan önce serseri bir şekilde dolaşırken okuduğu Simyacı kitabından etkilenip güç bela Mısır'a gitmek için para biriktirmiş. Ve süper çarpıcı cümle :

"
Oraya gittiğimde bir şey hissetmedim.Aradığımı bulamadım!"



Güler misin ağlar mısın? Simyacı'da Mısır Piramitleri yolculuğu sonunda her gün yattığı yerde hazinesini bulan bir çoban ile hikayeleştirilen ve asıl hazinenin insanın kendi içinde yapacağı bir yolculukla bulabileceği simgesel olarak anlatılmıştır. Gerçi buna gülmeye de gerek yok. Din konusunda da bal kavanozu dışardan yalanmıyor mu? Amaçlar unutulmuş ve araçlara saplanıp kalınmış değil mi? Her neyse...Mevzu bu değil.

Çocukluğumdan beri sürekli yer değiştiririm.Sürekli yeni insanlar... Memlekete gidince Şu an yaşadığım sistemi özlemedim. Aslında çok alıştığım bir sistem... Sadece akşam saat 7 gibi Ankara'ya inince her gün iş sonrası Eryaman otobüsünde eve giderken dinlediğim Bay J'yi özlediğimi farkettim.Eve gelince de memleketi özlemediğimi farkettim. Duygusuzlaşmaktan falan değil, sadece hayatı beyinde yaşamakla alakalı. Memlekekete gittiğimde ailemi gördüğümde gerçekten mutlu oldum ve güzel geçirdim zamanımı. İnsanların beni görünce mutlu olması beni mutlu etti. Zaten insanı tek mutlu eden şey mutluluk vermek değil midir?

Özlemediğim insanlara değer vermediğim manasına gelmiyor benim hayatımda. Kendimi bu hayatı yaşamakta öyle bir programlamışım ki bazen programı anlamakta zorluk çekiyorum. Doğru olanı farkında olmadan yaşamak nasıldır bilir misiniz? Sanırım bu yüzden kaderimi seviyorum.
28/2/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder