10 Eylül 2010 Cuma

Şöyle bir toparlayalım...

17 yaşından beri "hayat nedir?" sorusu ile ilgiliyim. İlk başlarda bu soru kendimce sormaya devam etsem de aslında çok da fazla önem vermediğim bir soruydu. Çünkü bir çok insan için böyle bir soru yoktu. Yoktu, çünkü bu sorulması gereken bir soru değildi. Hayat çok açıktı insanlar için. Yiyyoruz içiyoruz, okula gidiyoruz iş sahibi oluyoruz ve evlenip çoluk çocuğa karışıyoruz. Bu arada dini inançlarımızı elimizden geldiğince yerine getirip (her ne kadar bunu kabul etmese de bir çoğumuz) Cehennemden kaçınıp Cennet'e girmeyi amaçlıyoruz. Aşk ve sevgi denilen bazen öğrenilmiş bazen de kendiliğinden gelişmiş duygulara büyük önem atfetmekle birlikte yaşamaya gelince bocalıyoruz. Ben etrafımda kime sorduysam "mutlu ve huzurlu" olduğunu söyledi. Çok nadiren bunların aksini söylediler. Bence bunun sebebi bunu bir zaaf gibi görmeleri. Kim bilir belki de kendileri de inanıyorlardır. Ben şuna inanıyorum; insanoğlunun içinde bir şey var. Bir boşluk nu dersiniz bir özlem mi bilmem... Bir türlü doyuramıyor bunu. Daha fazla mevki ve daha fazla arkadaş, sevgili vs isteklerinin en büyük sebebi bu. Ve bunlar bir türlü istenen tatmini sağlamıyor ve bir şeyler yine boşlukta kalıyor. Geçici oluyor. İlk günkü gibi olmuyor. Bir an bir his geliyor ve mutlu oluyoruz.Huzur buluyoruz. Ben inanıyorum ki, bizim bu hayatta yakalamamız gereken şey bunlar. Böyle anları kaçırmamak lazım. Bunun için de kendimizi çok iyi dinlememiz lazım. Kendimizi dinlememizi engelleyen o kadar çok şey var ki... Sabah dışarı çıkarken kıyafet seçiyoruz ve seçerken insanların beğenip beğenmeyeceklerine odaklanıyoruz. Bir kız arkadaş ediniyoruz, insanların yanımıza yakıştırıp yakıştırmayacağını düşünüyoruz. Sevdiğimizi iddia ediyoruz ama sevdiğimiz şeye hakim olmaya ve onu değiştirmeye çalışıyoruz. Karşılık bekliyoruz her sevgi gösterisi sonucu. Bence bu "sevgi" kelimesine yüklenen anlamla çelişiyor.

Hayat nedir sorusunun cevabını buldum. Ama bunu paylaşmayacağım. Sadece nereden başladığımı söyleyeyim. Hayat denilen şey benden faklı bir şey değil. Hayat, benim bir noktada. İnsanların kötü olduğunu ve sizi anlamadığını iddia edebilirsiniz. Bir çok açıdan haketmediğiniz yerde olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ben diyorum ki, böyle düşünmenin sebebi bizim kendimiz tanımamamız ve insanların bize kim olduğumuzu söylemesini istememiz. Yani insanlar bizi sevince, maddi ve mevki anlamda bir yerlere gelince insanlar bize değer verecek ve biz değerli olacağız. Ama bu öylesine sakat bir anlayış ki, en ufak olumsuz bir davanış ile karşılaştığımızda bir büyünün bozulması gibi kendmizle başbaşa kalacağız. Kendimizi tanımamız ve kendi değerimizi kendimiz belirlememiz çok önemli. Eğer bunu başarabilirsek toplumun bizi biçimlendirmesine izin vermeyiz. Güçlü dururuz. Bize karşı olan olumsuz hitaplar bizim değerimizi değil hitap eden kişinin değerini belirler.

Bu hayat güzel bir hayat çünkü duygusal olarak küçük küçük müthiş güzellikller yaşatıyor. Annemizle ya da sevgilimize ya da kardeşimizle sıcak bir şekilde karşılıklı gülümsüyoruz.

Bu hayat acı bir hayat çünkü içimizdeki o boşluğun sebebimni bu dünyada asla anlayamayacağız ve onu dolduramayacağız. Çünkü O'ndan ayrılığın ikamesi yok.

Bu hayat zor bir hayat çünkü bir çok sıkıntı çekmemiz gerekiyor kendimiz tanımamız ve anlammız için.Önümüze bir çok engel çıkaca bu yolda. Kendileri gibi olmamızı isteyen insanlar... Ailemiz ya da arkadaşlarımız...

Bu hayat karmaşık bir hayat çünkü bilmediğimiz anlamadığımız çok fazla şey var. Kendimiz dışındaki canlıların varlıklarını düşündüğümüzde iyice karmaşıklaşıyor.İlişkilere yüklenen anlamlar birinden diğerine müthiş değişiyor.

Bu hayat anlamlı bir hayat çünkü bir yaratıcı var. Anlamı veren O.

Bu hayat anlamsız bir hayat olurdu eğer O olmasaydı.

Bu hayat bayat bir hayat çünkü insanlık tarihi boyunca ve şu anda da yaşanan hayatlar aynı. Önümüzdeki yaşam maddi tatminler açısından baktığımızda daha önce yaşanmış... Bayatlıktan kurtulacak tek şey ise papağan gibi tekrarladığım kendimizi tanımamız ve ne kadar farklı ve özel bir his dünyamız olduğunu farketmemiz olacaktır. 16/5/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder