5 Eylül 2010 Pazar

Sükût gibi münzevi...

Kafamda sanki her şeyi halletmiş gibiyim. Bazen oluyor böyle. Düşünecek her şeyi düşünmüşüm, sorulacak tüm önemli soruları sormuşum gibi... Tam bir dinginlik hali... Öylesine duruyorum. Müzik dinliyorum. Hiç bir şey yapmamak... Garip bir sükût hali…“Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz” diyor ya Necip Fazıl “Kaldırımlar” şiirinde, onun gibi bir şey sanırım. Ne stres var ve de bir belirsizlik. Huzur? Belki… Daha çok dinginlik… Bir şeyleri bitirmiş olduğum ve başka bir şeyleri beklemeye ve umut etmeye başlamadan önceki halim... Araf gibi… Böyle anların tadını çıkartmak lazım… Daha bir kendimin farkına varıyorum. Duruyorum ve kendimi dinliyorum. “Ne istiyorum” diye sorduğumda aklıma bir cevap gelmiyor. “Neye sahibim” diye soruyorum. Diğer insanlardan çok da farklı şeyler değil görünüşte. “Daha iyi bir hayat nasıl yaşardım” diye soruyorum. Yine aklıma bir şey gelmiyor. Zaten kendimi bildim bileli çok da fazla bir şey beklemedim. “İstemek” benim için güçlü bir duygu değildi.
1/2/2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder