5 Eylül 2010 Pazar

The Truman Show Üstüne ...

The Truman show'un düşündürdükleri...

Tüm insanlar sürekli olarak aynı şekilde aynı hareket ediyor.
Günlük olarak yapmaları gerekeni yapıyroyrlar.Beklendiği gibi hareket ediyorlar.
Planlananın dışında hareket eden olrsa dışlanıyor ve horlanıyor.
Aşklar bile belli kalıplara göre olmak zorunda.fİlmlerde görüldüğü, kitaplarda anlatıldığı gibi.
FArklı düşünemezsin.Farklı hissedemezsin.Varolabilmen için için senaryoya uygun yaşamalısın.
ASlında tüm çevren bir dekor.Etrafındaki insanlar senin başrolü oynadığın bir filmde figüran.
Onların değerini sen belirliyorsun.Yo yo...Onlara vermen gereken değer sana öğretildi ve dayatıldı.Bunun dışına çıkamazsın!
Küçükken bile sen olmak istediklerini söyledikçe insanlar sana "olman gerekeni" dayattılar.
Ama birden senaryo seni sıkıyor.Ters giden birşeylerin olduğunu anlıyorsun.
Çevreni gözlemlemeye başlıyorsun.İnsanların ne kadar da "öncedn tahmin edilebilir" hareket ettiğinin farkına varıyorsun.
Bu kısır döngü içindeki yerini analiz ediyorsun.Konumunu belirliyorsun.
En yakınındakilerin sevgi ve dostluklarının kocaman bir yalan olduğunun farkına acı da olsa varıyorsun.
Seni ayakta tutan bir şey kalıyor elinde.Belki de gerçek olma ihtimali en yüksek olan şey.
Hissettiklerin... Sen bu saçmalıkların üzerine gittikçe olağan davranman konusunda daha büyük bir baskı geliyor.
SAnki sen oyundan çıkarsan tüm dekor ve sahne yok olacak...
Umutsuzca içinde yaşadıklarını bir başkasına anlatmak istersin.O kadar sefil bir haldesindir ki,
bir yandan onun da oyunun bir parçası olduğunu düşündüğün halde ona anlatırsın...
Belki de umutsuz olduğundan belki de çıkış yolu bulamadağından senaryodaki rolünü oynamaya devam edersin.
Herkes "olağan" ve "normal" davranmandan dolayı memnundur. Sen, onların istediği gibi davrandıkça için için eririken,
onlar sevinç çıkğlıkları atmaktadırlar.
Sonra birden kararını verirsin.Artık bu kısır döngü içinde "ben yokum" dersin.
Ama hiç de kolay değildir vazgeçmek...Yola koyulduğun anda seni büyük engeller beklemektedir.
Engeller karşına çıktıkça geriye bakarsın...Arkanda onlar gibi olduğun sürece seni sahte tebessümlerini ve sahte sevgilerini
vermeye hazır eş,dost,akraba,sevgili vslerini düşünürsün...
Ama bir kez "gerçeği" gördünse dönüş yoktur...Artık onların sevgi-aşk-dostluk dedikleri şey sana tiksindirici
gelmektedir.Onlar için varolup varolmadığını,önemsenip önemsenmediğini umarsamazsın.
GErçek olduğuna inandığın o şeye tutunurusun.Artık gerisi hikayedir...Onların senaryosu onların olsun.
Çünkü aRtık sen kendi hikayeni yazıyorsun.

UP Resim
Bu filmi yeniden izledim ve izlerken yukardaki notları aldım.Filmi, kendi hayatını düşünerek, böylesi bir bakış açısı ile izleyince ilginç fikirler ortaya çıkabiliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder